e-Eğitimde Etkileşimliliği Artırmanın 4 Yolu

Ağu 2 • E-ÖĞRENME, GENEL • 228 Views • Yorum yok e-Eğitimde Etkileşimliliği Artırmanın 4 Yolu

e-Eğitim pazarı yenilikler ve heyecan dolu. Teknoloji yeni olanakları etkin kılarken şirketlerin Öğrenme ve Geliştirme ekipleri, eğitim deneyimlerini geliştirmek için e-Eğitim’e yöneliyorlar. e-Eğitimde etkileşimliliği artıracak ve çalışanların eğitim ve gelişim ihtiyaçlarına cevap verecek 4 yöntemden bahsedeceğiz:

e-Eğitim’de Etkileşimliliğin Sürekli Değişen Rolü

Bir rapora göre, kurumların yüzde 98’i e-Eğitimi öğrenim stratejilerinin bir parçası olarak kullanmakta. Bu pazarda 2018’e kadar 53 milyar dolar büyüme öngörülüyor. Bu, bu piyasaya dahil herkes için iyi bir haber. Peki, e-Eğitimin bu kadar büyümesine sebep olan ne? Benim görüşüm, e-Eğitim bu kadar geniş çaplı bir benimsemeye, değişime adapte olması ve değişim dalgalarını karşılayabilen yeni öğrenme yaklaşımları geliştirebilme yeteneği sayesinde tanık oldu. Yol boyunca, e-Eğitim’de etkileşimlilik, online eğitimin çehresini değiştirmede önemli bir rol oynadı.

Oyunlar e-Eğitimde kullanılan ilk etkileşimli öğeler arasındaydı. 90ların başlarında eğitici oyun yazılımları piyasada yerini aldı. Mario Yazmayı Öğretiyor, Okuyan Tavşan gibi oyunlar oldukça popüler ve e-Eğitim senaryosunun benimsenmesinde öncü oldu. Tabii ki oyun benzeri deneyim 90ların arcade-benzeri deneyimlerine göre çok daha sürükleyici ve etkili idi ve 2000lerin başlarında oyun grafikleri de oldukça gelişti. Geçtiğimiz birkaç yılda oyunların, oyunculuğun ve oyunlaştırmanın benimsenmesi daha da arttı çünkü bunlar çabuk geribildirim sağlıyor, rekabeti artırıyor ve ödül ve başarı işaretleriyle anlık memnuniyet sağlıyordu. 2017’ye kadar e-Eğitim’de oyunlaştırmanın 2.3 milyar dolar büyümesi bekleniyor ve bu, şaşırtıcı değil.

Fakat artık sadece oyun deneyimi yeterli değil. Değişim dalgaları, geleneksel etkileşim biçimlerini zorluyor ve yeni trendler oluşturuyor. Kişiselleştirmeye olan odaklanmanın artmasıyla, e-Eğitim sağlayıcıları, etkileşimi artırmanın ve kullanıcıların istedikleri cihazlarından içeriklere erişmesini sağlamanın yeni ve çeşitli yollarını keşfetmek zorunda.

  1. Sosyal medya etkileşimleri.

Sosyal medya etkileşimleri hayatımızın neredeyse her alanına yayıldı. Sosyal medya e-Eğitimde etkileşimi ve öğrenen bağlılığını artırmak için de kullanılabilmektedir. Sosyal medya araçlarının yardımı sayesinde eğitim sağlayıcıları öğrenciler arasındaki dayanışmayı artırıp aktivite akışlarının yardımıyla daha iyi bir iletişimi mümkün kılabilmektedir. e-Öğrenimde sosyal medyayı etkin kılmak, ayrıca öğrenicilere daha fazla bireyle iletişim kurma ve dayanışmayı artırma konusunda yardımcı olur ve; sosyal medya; tartışma, içerik, ödev paylaşımı yapma, güncellemeleri bir araya toplama ve öğrenmeye ve bilgi paylaşımına yardımcı olacak yeni kaynaklar keşfetme için harika bir alandır.

  1. Video ile öğrenme.

Blogların yerini vlogların alması gibi, video, e-Eğitimde de güçlü bir alan haline geldi. Kurumların yüzde 98’inden fazlasının videoları öğrenme stratejilerinin bir parçası haline getirecekleri öngörülüyor. Video ile öğrenme monoton ve hareketsiz içeriklerin yerini alıyor ve daha iyi akılda tutma sağlama için modüllerin önemli kısımlarını sunmakta kullanılabilmektedir. Eskiden videolar çoğunlukla anlatıcının ders anlattığı tek taraflı işlerdi. Ama günümüzde çok daha kendine çekici, bağlayıcı hale geldi. Kısa videolar metinlerin akılda kalmasını kolaylaştırmak, geri bildirim sağlamak ya da içerik oynamaktayken sorulara yanıt vermek için kullanılabilmekte ve öğrenicileri düşünme, analiz etme ve video ile etkileşim kurmaya teşvik etmektedir.

  1. Sanal gerçeklik.

Sanal gerçeklik e-Eğitimde etkileşimliliği artırmada önemli bir rol oynayan başka bir yöntemdir. Önceden gereçlerle ilgili masraflardan dolayı göz ardı edilmekte idi. Ayrıca internet bağlantısı gerektiriyor ve bu, 10 sene önce dahi her sınıfta sağlanamıyordu.  Günümüzde, Google cardboard gibi veya akıllı telefonların ve tabletlerin sanal gerçeklik gereçleri gibi ürünlerin ve internetin yaygınlaşması ile sanal gerçeklik sınıflarda yerini alıyor ve öğrenme deneyimlerini daha çekici ve içine alıcı hale getiriyor.

  1. Mobil öğrenme.

Mobil teknolojiler on-demand (talep üzere) içerikleri etkin kılar ve eğitim sağlayıcılarını özelleştirilmiş, bir ısırımlık ve her zaman her yerde öğrenmeyi olanaklı kılan daha belirli içerikler üretmeye teşvik eder.  Ortalama küresel mobil bağlantı hızının 2019’a kadar yaklaşık olarak 4.0 Mbps’ye ulaşacak olmasıyla, mobil cihazlar önemli etkileşim kaynakları olabileceklerini şimdiden kanıtladılar. mEğitim, öğrencilerin kendi hedeflerini belirlemelerini, kendi hızlarına göre öğrenmelerini ve sosyal kanallar ile işbirliği kurmalarını mümkün kılar ve sürekli öğrenmeyi kolaylaştırır. Bunun yanında, mobil aygıtlar tarafından oluşturulan veriler sorunlu alanları düzeltme ve eğitimi daha hedef odaklı, kişisel ve etkili hale getirmede kullanılabilir.

Bernard Bull şöyle demiştir, “Bağlayıcı bir eğitim deneyimi sağlamak için, eğitmenin rolü opsiyoneldir ama öğrenenin rolü esasidir.” Günümüz e-Eğitim manzarası öğrenenlere daha fazla öğrenme, daha iyi öğrenme ve daha olumlu sonuçlar ortaya koyma konusunda pek çok fırsat sunmaktadır.

Related Posts

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

« »